Vâr edenin adıyla;
• Cuma, Ekim 2, 2007 - ah muhsin ünlü'den bu ne şiir böyle???
|
"ce sont les bateaux barbaros ce sont les solies d'ottoman" ertan kurtulan
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum. hakiki cinayetler işleniyor görüyorum. isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum. ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
yüzyıl şilisinden bir dazz javulcusu inliyor tam arlarımda hiç durmadan kentlimağlup kıyasıya mağrur ve mor bir çocuğum şimdi pişman olmak için birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım vor.
seni sevmem bu savaşı kesintiye uğratmaz ama ordan bakma! bu, werther'in leş kanını gül kılar.
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim otobüsler olacak, tirenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri. gideceğim ensk ökümde devlet denen şirk, beb gözüğümde kent gördükçe kırılan gıçlar, ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim bu çağın açısını dik tutacaklar.
bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim ufka bir kesin ordum akıverecek elimde çözülecek makina ve cinayet marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.
inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum. ipimden kurtulmuşum kaybediyorum. birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez tanklar tank olup geçiyor üstümüzden helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara memleket sana rağmen ket vururken yarama şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben -ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum- "bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum. bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim ikdildar tohmekecek sözüme yoksa ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa ellerini tutarım ki kudurtucudur. bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.
ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim lazım gelen gülleri göğsüme gömmüşüm birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim bunu daha çok küçükken bir filmde görmüştüm!
ah laikse aşkımız biter elbet bir kışbaharyaz günü gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma bir çınar gövdesini bir hamle daha yayar üç içbükey komodin silah çeker vurulur sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum olma. yokluğun bulunmama larcivert lavlar akıtır. nasıl çekip gitmiş bir şaman çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok benim gibi sonsuz bir at hiç koşmuyorken de attır.
biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
mıknatıssız bir pusula olarak
ah muhsin ünlü
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Cuma, Ekim 2, 2007 - vincit omnia veritas!
|
vincit omnia veritas!
ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazim gelen gülleri göğsüme gömmüştüm
birleşmemiz radikal olacak
ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken
bir filmde görmüştüm!
ah laikse aşkımız elbet biter bir kışbaharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yayar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin denklem düşer ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
ben dünyaya karşı 'durmak' ile meşhurum
olma! yokluğun dudağıma laciverd lavlar bırakır
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır!
biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum!
vincit omnia veritas!
belki inanmayacaksın ama ben bu şiiri ellerimle yazıyorum sevgilim
çünkü benim gömdüğüm kızlar ara sıra boğulur
ve laik aşk çarpık toplumlaştırır, doğurma ne olur.
sirk deseler tek hırkam var, çatışmada bıraktım
şimdi gidip beckett okuyacağım, beni de seyret tanrım!
öfkemi devletle bir toprağa gömüyorum
aklımsa çamura saplandı saplanacak
şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru
ertan, alsana şu tüfeği duvardan benim ellerim ıslak.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Pazartesi, Mayıse 5, 2006 - Nasıl Oldu Anlamadım ama...
|
Aşağıdaki yazı www.blogcu.com/bicem e yorumken
yazı yazma isteksizliğime tembelliğime binaen bloga girdi.
Heyacanımı kaybettim. topolojiye sınavına girerken heycandan karnım ağrırdı. sabah "tutunamayanları" okuycam diye gece uyuyamaz, sabahı iple çekerdim. eve giderken migrostan alışveriş yapar, rahmetli annem görüp sevinsin diye heyecanlanmaktan metronun duraklarını sayardım. okulda derse girerken olasılık anlatcam diye heycanla tanım kısmının geçmesini soruların gelmesini beklerdim.
hepsi geçti... eski heyecanımın internette beni beklediği yanılsamasındaydım; olmadı. ben heycanımı kaybettim. gören var mı? ben kendimi kaybettim bulan var mı?
Var mııııı?
|
Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Pazar, Mayıse 4, 2006 - Sıklımışlık
|
bu sıkılmışlık bunalmışlık halinin bir açıklaması olmalı...
sabah kalkınca ayaklarımın altı zonkluyor, yorgunluktan... evet sabah kalkınca...
13 saatcik dersim var okulda ve ben inanılmaz yoruluyorum.
bu yorgunlğun bir sebebi olmalı: Vazifesizlik.
Kendimi bir vazifeyle vazifedar görmüyorum ondan bence...
atalet yorgunluk yapıyor. ne kitap okuyorum ne yazı yazıyorum...
bu yorgunluk beni öldürür.
hani Oblomov vardı, bilir misiniz? Onun gibi... (Hırkam bile var, ilginç...)
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Pazar, Nisan 28, 2006 - et tekraru ahsen
|
Ayna bulamak önemlidir. Kendi kendini tanımanın ön koşulu sizi size tanıttıracak birilerinin olmasıdır. Ben insanın kendi kendini tanıyamayacağını yada tam olarak kavrayamayacağını düşünüyorum... Siz?
Sahi aynanızı buldunuz mu? yada
Sizce aşk, ayna bulmanın yanılsaması mıdır?
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Pazar, Nisan 28, 2006 - sıkılldınız mı? 3 dakika rahatlamanız benden.
• Pazar, Nisan 28, 2006 - asıl bu yazı başlıksız!
|
aşağıdaki yazı www.blogcu.com/bicem e yorumken bloga girmeyi başardı. yazı iyi değil ama yazılan yerin güzelliğine binaen...
"geceleri yada gündüzleri yalnız kalmayı özledim... yazı yazmayı özledim. kendimi özledim... yaz'a az kaldı... kitaplarım, gecelerim, minderim... herkes yatınca ben mutfağa geçer derindondurucuya yaslanır kitap okurdum. bi tek orası kalırdı bana... gece bitmesin isterdim. "onları" özledim. istanbul'u özledim. bi şeyler daha var özlediğim ama ah bulabilsem... yardım etmez mi dünya? etmez; bilirim."
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Perşembe, Nisan 18, 2006 -
|
Aşağıdaki yazı 1982fatma ya yorum iken -bir iki değişiklik yaptım...- hoşuma gitmesine binaen bloga girdi... 1982 fatma bana iyi geliyor bide siz deneyin :)
zorunlu hizmetim çıkınca İstanbulu ilk tercihe yazmıştım. 47 hizmet puanım var o zaman. Tayinler açıklandı İstanbul 48 le kapandı. Üzülmek ne demekse sözlükte işte onu yaşadım. Sonra aklıma geldi: Ben İstanbul'u hakediyor muyum diye. Hayır gerçekten haketmiyordum. İstanbul Eyyubel Ensarinindi, İstanbul Fatihin, Orhan Pamuğundu; benim değil... Haketmek için çalışıyorum İstanbul'u, bi gün hakedeceğimi umuyor ve diliyorum O'ndan...
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Perşembe, Nisan 18, 2006 - Anlayış bekleyenler vs anlayış gösterenler...
|
| *Aşağıdaki Yazı 1982fatma ya yorumken hoşuma gitmesine binaen bloga girdi... |
insan hata yapar, sonra bakar gerçekten hata yapmış ona bir kılıf bulmaya çalışır; işte bazıları: 1. abla kusura bakma lazım, biliyosun 2. abla kusura bakma fenerliyim, anla biraz 3. abla kusura bakma çocuk rahatsızdı gece uyumadım hiç, işte ne biliyim... 4. abla kusura bakma biraz sıkışığız şu sıralar... falan filan... problemlerinden dolayı karşıdakinden anlayış beklemek doğru değil bence... bir dua metni görmüştüm: "Allahım anlayış bekleyenlerden değil anlayış gösterenlerden, toprak gibi herkes üstüne bastığı halde mütevazılığını kaybetmeyenlerden..." diye devam eden... Önemli demi bunlar, İnsan cennete girerken veya cehennnemden çıkarken de nazik olamlı demiş bir üstad; dehşet bir yorum... aklıma bunlar geldi yazınızı* okuyunca...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• Salı, Nisan 16, 2006 - Charles Baudelaire'in "Kötülük Çiçekleri"
|
Aşağıdaki yazı Ahha'ya yorumken önemine binaen başlık olark bloga girdi:

ilgi bile ilginç ha?... üniversite 1. sınıftaydık. ilginç bir türk dili edebiyatcımız var; sınıfa girdi beş on dakika ders anlattı anlatmadı bir dönemlik dersimiz buydu dedi... ve üniversiteli adam portresi çizerek dönem boyu ne yapacağımızı önerdi: okuyup tartışalım... peki dedik ama aramızdan gerçek dünya kurallarını bilen bir kaç kişi "ya sınav" dediler... "sınav da nelerden sorumluyuz"... hazırlıklıydı hoca ve hayatımın geri kalanını değiştiren bir cevap verdi: Erich FROMM'dan "To Have or To Be" yi okuyacak ve ondan sorumlu olacaktık. ben okudum, ama okumanın salt sayfalarla sınırlı olmadığını öğrendiğim zamanlar geçmişti ve araştırdım, Fromm'u. Kültür Dünyası diye yeni çıkmaya başlayan bir derginin 2. sayısında 2 sayfalık yazı vardı, yazarın türkiye yorumcusunun yazar ve kitabı hakkında... final geldi çattı, çoğu sular seller gibi kritik yerleri ezberlemiş, bense altı patlar gibi ıknıp sıkılarak ve daha çok düşünerek ancak bazı şeyleri cevaplayabiliyorum... ama cevaplıyorum. sınav 3 soru; yaptık neyse, ama benim cevaplarım hep dergiden. utandım ve alıntı yaptığımı yazdım kağıdın en altına: "Cevaplarım Kültür Dünyası dergisinden alıntılar kullanılarak verilmiştir." sınav okundu normalde aa düşmeyecek bir ortalamam varken aa gelmiş... Allah Allah! Hoca beni çağırtmış yanına... Uzatmayayım bundan sonrasını benden dergiyi istedi bende karşılık istedim: Charles Baudelaire'in "Kötülük Çiçekleri" (Les Fleurs du Mal) varmış elinde imzalayıp verdi... Kültür dünyasının 2. sayısını bir daha edinemedim seri bozuldu, Baudelaire'i okumaya başladım kütüphanem birden kalabalıklaştı.... iyi oldu be! İlgi alanlarında görünce aklıma geldi.. uzun oldu kusura bakma... bu yorumu benim blogda da yayınlasam (http://www.blogcu.com/tukan/) ayıp olmaz değil mi? kolay gelsin...
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Aslında tek isteğim var: sakin bir yerde iskan edip etliye sütlüye karışmamak...
fakat zor tabii...
ben de tutamıyorum kendimi... ifade etmek istiyorum...
elinde göstrecek bişeyleri bulunan biri elindekileri göstermek ister...
benim ellerim boş ama elimin boş olduğunu bari görün.
Bağlantılar
• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• Arkadaşlarım
• e-posta
• Blog RSS
Kategoriler
Arkadaşlar
• ahha • nurdanhaleler • ozzy543 • kahriman7 • ettut
|
|